5 Ocak 2013 Cumartesi

Tutuklama Nedir?

Tutuklama bir ceza hukuku tedbiridir. Kanunda yazılı zorunlu hallerde Cumhuriyet Savcısı tutuklama talep eder. Genel bilinenin aksine tutuklama Cumhuriyet Savcısının değil hakimin kararına bağlıdır. 

Hazırlık soruşturması konulu yazımızda tutuklama kararından bahsetmiştik. Ancak tutuklama konusunda aliemredesat@gmail.com adresine gelen sorular tutuklama konusunda ayrı bir yazı yazmaya sebebiyet verdi. Yakınım tutuklandı ne yapılabilir sorusu cevabı en zor olan sorulardan.

Hazırlık soruşturmasının patronu konumundaki Cumhuriyet Savcısı suç oluşturduğu düşünülen eylemi soruştururken suçun şüphelisinin tutuklanmasını talep edebilir. Bu talep Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine yazı ile iletilir. Tutuklama talep yazısında şüphelinin hangi suçtan tutuklanması gerektiği ve tutuklamanın sebepleri yazılır. Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi hakimi tutuklama kararı verilirse şüpheli Cezaevine, tutuklama talep edilen dosya da tutuklama talep eden Cumhuriyet Savcısı'na gönderilir. Tutuklamaya sevk edilen her şüpheli hakkında tutuklamaya karar verilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Hakim tutuklama talebini reddedebilir. O halde dosya yine hazırlık soruşturmasını sürdüren Cumhuriyet Savcısına gönderilir. Cumhuriyet Savcısının tutuklama talebinin reddine itiraz hakkı vardır. 

Tutuklama kararına karşı ne yapılabilir ? Tutuklama kararı Allah'ın kelamı değildir, değişebilir. 

Tutuklanan kişi veya tutuklananın müdafii (avukatı) tutuklama kararının kaldırılmasını tutuklama kararını veren Mahkemeden talep eder. Bu talep genelde reddedilir. Dosya red kararını veren Mahkeme tarafından itirazı inceleme yetkili üst mahkeme diyebileceğimiz Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilir. 

Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi tutuklama kararını itiraz sebebiyle kaldırabileceği gibi tutuklamaya itirazın reddine karar verebilir. 

Kanunlarımız genel olarak hakimlere tutuklama konusunda takdir hakkı tanımıştır. Ancak kanunda yazılı bazı hallerde hakim tutuklamaya kararı vermek durumundadır. Suçun vasfının nitelendirilmesi konusunda hakimlerimizin takdir hakkının kısıtlı olduğu kanaatindeyim. 

Savcılık Makamı ile Karar Makamı arasındaki uyum Ceza Hukuku açısından tereddüt oluşturur. Savcılığın her talebini kabul eden Hakim ile Hakimin kararına itiraz etmeyen veya diğer kanun yollarına gitmeyen Savcı da Ceza Hukuku'nun tarafları açısından telafisi mümkün olmayan hatalı hukuki nitelendirme sonuçlarına sebebiyet verir. 

Tutuklama itiraz 7 günlük itiraz süresine bağlıdır ama tutuklamanın kaldırılması her aşama da talep edilebilir. 

Hazırlık soruşturması bitip ceza davasının açılması ile Mahkeme intikal eden  dosyanın şüphelisi "sanık" sıfatını kazanır ve hazırlık soruşturması aşamasında tutuklanmış olan şüpheli, ceza davası aşamasında tutuklama halinin kaldırılması için tutuklamanın kaldırılmasını sanık sıfatı ile talep edebilir. 

Ceza davasının ilk aşaması olan iddianamenin değerlendirmesi aşamasına müteakip dosya hakkındaki genel işlemlere dair verilen ilk ara kararı olarak nitelendirebileceğimiz tensip kararı ile tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilebilir. İstisnalar kaideyi bozmamakla beraber Türk Ceza Mahkemeleri'nin % 99'u ilk celseye karar tutuklamanın kaldırılmasını tensip ile karar vermez,  ilk celseye kadar bekler. 

Ceza kovuşturması aşamasında tutuklamanın kaldırılması talebi yargılamanın yapılacağı Mahkemenin kalemine verilecek dilekçe ile olur. Kovuşturma makamının vereceği karara karşı itiraz yine üst mahkemeye iletilmekle tahliye temin edilmeye çalışılır. Yine istisnalar kaideye bozmakla beraber Mahkemelerimiz istisnai durumlar hariç tutuklamanın kaldırılmasına dair talepleri reddederler. 

Hakimler şüphesiz kararlarında bağımsızdırlar. Ancak, gerek Mahkemelerdeki dosya sayısının fazlalığı gerekse kanunların elverişsizliği hakimlerin tahliye konusundaki talepleri gereği gibi incelemelerini engellemekte; tutuklamanın kaldırılması taleplerini reddetme, tutuklamaya itiraz yoluyla önlerine gelen dosyalarda  itirazı reddetme sonucuna sebebiyet verir.

Yargı dışındaki etmenlerden dolayı bürokrasiden doğan ağırlaşma tutuklular aleyhine durum teşkil etmekte, neticeten verilen cezaların 5-8 yıl arasında olduğu dosyalarda Yargıtay aşaması ile birlikte 5 yıl gibi bir süreye varabilen tutukluluk süresi, kesinleşen cezanın infazı açısından sorunlara sebebiyet vermektedir. Neticeten 6 sene ceza almış biri cezasının 2/3 ü olan 4 seneyi yatarak şartlı olarak salıverilebilecek durumdayken Yargıtay aşaması dahil 5 sene tutuklu kaldığında infaz neticesinde devletten alacaklı duruma geçmektedir. 

Tutuklama istisnai olarak uygulanması gereken bir müessesedir. Ancak ülkemizdeki uzun yargıma süreci tutuklamayı cezanın infazı sürecini dönüştürmekte, uzun tutuklama haliyle şüpheli ya da sanıklar tarafından gurur meselesi yapılarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınmaktadır. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder