11 Ocak 2016 Pazartesi

Bir Doğumgünü Bir Cenaze

Ezelden beri sayılara ilgi duymuşumdur. Ancak bu ilgi alanım maalesef matematikte başarılar elde etmemi sağlayamadı. 

Nüfus saatleri (population clocks) İnternet dünyasında ilk keşfettiğim veri tabanlarından birini oluşturur. Artan sayıların dünyasında; özellikle Çin ve Hindistan'da neredeyse her saniyede doğan bir çocuk sayısal verilerin toplanmasına ömürlerini vakfeden istatistikçilerin önünde bir kez daha eğilmeme sebep olmuştur. 

Nüfus saatleri doğum olayını gibi ölüm olaylarını da kayıt altına alarak anlık nüfus artışını bizlerle paylaşıyor. 

Her insan doğar, yaşar ve ölür. Yeni bir başlangıç olan doğum ilkel toplumlardan beri bir mutluluk kaynağı iken ölüm olayı ahiret inancına sahip toplumlarda sonun başlangıcına geçişin ara kademesini oluşturuyor. 

Geçen hafta içerisinde bu istatistiklerden iki tanesine tanıklık ettik. Kayınvalidem annesinin ani rahatsızlığı sebebiyle memleketine gitti. Bir kaç gün sonra acı haberi aldık. Anneanneyi kaybettik. 

İnsan isimli varlık kendini bilmeye başladıktan sonra öleceğinin farkına varıyor. Ama bu olay tam olarak ne zaman meydana geleceğini bilinmeyen bir biyolojik olay olduğu için unutuluyor başka bir deyişle bilinçaltına atılıyor. 

Bir kayıp; def'in merasimi, yas ve sair olaylar biyolojik bir tanımdan öteye gidemeyen ölüm vakası sonrasındaki olaylar silsilesini oluşturuyor. Ama ölümün acısı üzerinden zaman geçse de unutulmuyor. Çoğu zaman yukarıda bahsettiğim istatistiklerin ötesine geçemiyor. 

Ölüm başlı başına bir olayken diğerlerinden farklı olarak bu ölüm ile birlikte bir doğum olayının yıldönümü aynı güne denk geldi. Kayınpederimin doğumgünü cenazemiz sebebiyle kutlamadık ama ölüm olayının soğukluğunu bir nebzede olsa hafifleten bir hafta sonu geçirdik.    

İnandığınız yaratıcı kalanlara sağlık ve uzun bir ömür versin. Bize de bu son olsun demekten başka edecek dua kalmıyor. 

Saygılarımla


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder