22 Ocak 2016 Cuma

Vakıf Üniversitesi Tartışmasına Son Nokta

Uzun bir süredir devam eden vakıf-devlet üniversitesi tartışması son zamanlarda özellikle tıp ve hukuk fakülteleri özelinde yeniden hız kazandı.

Geçen sene yapılan değişiklik ile tıp ve hukuk fakülteleri için taban puan uygulaması yapıldığını ancak neredeyse boş kontenjan kalmaması sebebiyle bu uygulamanın bir fiyaskoya dönüştüğüne "Hukuk Fakültesi Taban Puan Uygulaması Fiyaskosu" isimli yazımızda bahsetmiştim. Adı geçen yazıyı okumak için buraya tıklayınız.

Hukuk eğitiminin devlet ya da vakıf üniversitesinden alınması üzerindeki tartışmaların çıkış noktasının hatalı olduğu kanaatindeyim. 

Şöyle ki; İstanbul Barosu'na naklimi aldırmam üzerinden  yaklaşık beş sene geçti. O zamandan beri avukat sayısı yaklaşık 10.000 kişi artmıştır. Kabaca yüzde 30'luk bir artıştan bahsedebiliriz. 

Vakıf üniversitesi çıkışlı avukatların sayısı ile devlet üniversitesi mezunu avukatların sayılarının karşılaştırılması gerekir. Elimde resmi bir istatistik bulunmamaktadır. Ancak vakıf üniversitesi mezunlarının sayısının yukarıda bahsetmiş olduğum 10.000 kişilik grup içinde 2000 kişiyi geçtiğini zannetmiyorum. 

Bir vakıf üniversitesi mezunu olarak bu yazıyı yazarken tarafgir olduğum düşünülebilir. Ancak devlet-vakıf üniversitesi kıyaslaması tartışmalarına girmeyeceğim.

Rekabet koşullar açısından iki grup birbiri ile kıyaslanamaz. Tüm yeni avukatlar için geçerli olmamakla beraber;
1.Vakıf üniversitesi mezunların büyük çoğunluğu devlet memuriyetine geçmeyi düşünmemektir.
2.Vakıf üniversitesi mezunlarının büyük çoğunluğu staj ve tecrübe edinme dönemini dışında bağımlı olarak çalışmamaktadır. 
3.Vakıf üniversitesi mezunlarının büyük çoğunluğu bürolarını ayakta tutmak için CMK veya Adli Yardım Bürosu'ndan gelen davalara ihtiyaç duymamaktadır. 
4.Vakıf üniversitesi mezunlarının bir bölümü yüksek lisans, doktora ve yurt dışı eğitimler aracılığı ile akademik kariyer planlaması içindedirler. Avukatlık stajlarını formalite gereği yapmaktadırlar. 
5. Vakıf üniversitesi mezunlarının bir kısmı aile ve çevre referanslı olarak iş gelecek sıkıntısı çekmedikleri için ekonomik sıkıntı çekmemektedir. Daha rahat portföy oluşturmakta ve iş tercih ederken rahat hareket etmektedirler.  

Yurt dışında hukuk eğitiminin nasıl olduğu konusunda detaylı bilgi sahibi değilim ancak duyduğum kadarıyla hukuk fakültesi okumadan önce başka bir 4 yıllık fakülte ya da yüksekokul mezunu olmak gerekiyormuş.  

Avukat olabilmek için çok zor baro sınavlarını geçmek gerektiğini başka bir yerde okumuştum. 

Avukatlık yapmadan hakim ve savcı olunamadığına ilişkin bir başka uygulamanın özellikle İngiltere'de katı bir şekilde uygulandığını duymuştum. 

Hukuk düzeninin yaz boz tahtasına döndüğü ülkemizde kariyer planlamasına ilişkin uzun vadeli stratejinin ne olabileceğini kestiremiyorum ancak şu bir gerçek ki vakıf ya da devlet üniversitesi mezunu olsun ya da olmasın 10 sene içinde İstanbul'daki avukat sayısı 50.000'i geçecek. 

Zorunlu arabuluculuk, tüketici hukuku ve sair uygulamalardan kaynaklı; doğrudan icra takibi başlatmanın  ya da dava açmanın önüne geçilmesi ile avukatların işleri iyice azalacak. 

Vakıf-devlet tartışmasından ziyade mesleğin ekonomik gidişatı üzerine enerji harcanması gerektiği kanaatindeyim. Bildiğim kadarıyla aktif husumet ehliyetinin avukatlara ait olduğu Almanya'daki veya ev alırken avukatın bulundurma zorunluğu olan ABD'deki benzer uygulamalar avukatın nefes almalarını sağlayacak. Aksi halde zor günler bizleri bekliyor. 

Saygılarımla 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder